ne kadar verirseniz o kadar eksilirsiniz.

Merhaba!

Yine yaptım yapacağımı.

Kendimden verdim yine, durmadan, oluğu olmadan akan bir su gibi aktı benden. Yine yaptım aynı hatayı. Kafama, kalbime tüküreyim!


















Bunu niye yapıyorum diye sormuyorum artık.

Çünkü böyleyim ben. Bu huyumdan nefret ediyorum. İlişkileri yürütmeyi beceremiyorum. O kadar kötüyüm ki bu konuda. Gerçekten şu entel dantel insanlar gibi aşk koçu mu ilişki koçu mu artık ne derseniz öyle birine ihtiyacım var benim. Bir ilişkiyi kendim idame ettirmeyi beceremiyorum çünkü. Galiba her şey sevgiye, aşka ve en çok da ilgiye olan açlığımdan kaynaklanıyor. Kontrol mekanizması denilen şey, aşk söz konusu olunca bende yok oluyor.

Zannediyorum ki ne kadar gidersem ben karşımdaki kişiye, onun için ne kadar çok şey yaparsam o da beni o kadar çok sever. Bunu daha kaç kere yaşayacağım idrak edebilmem için bilmiyorum.

Öyle olmuyor kızım diye bağırmak istiyorum!

Öyle olmuyor!

Hiçbir zaman olmadı.

Hiçbir zaman da olmayacak.

Sen elinden geleni yırtınarak yapıyorsun sonra karşı taraf buna bir alışıyor bir alışıyor ki yatışa geçiyor. Sonra sen de elinde o kadar sürprizlikler, hediyeler, romantik anılar, şiirler, şarkılar ile kalakalıyorsun. Haaa asıl kalbimde yeni bir kırıkla daha devam etmek zorunda kalıyorum o ayrı.

Bence her şey çeyrek asırlık hayatımın neredeyse yarısı kadarlık bir diliminde sevgisiz büyümemden kaynaklanıyor olabilir.

Ben nasıl bu hale geldim?

Sorgulamıyorum artık.

Çünkü biliyorum sebebini. Çok uzun bir süre sevgisiz kalınca insan bulduğu minicik sevgiye öyle bir tutunuyor, ona öyle bir değer veriyor ki. Onun için her şeyi yapabilecek hale geliyor fakat bu süreç içerisinde karşı taraftan tüm bu yaptıklarınıza karşılık alamıyorsanız insanı öyle bir yıpratıyor ki bu durum. Uyandığınızda hasar tespiti korkunç oluyor.

Kalbim çatlaklarla, kırıklarla dolu. Her gün yeni bir onarma, her değişim yeni bir iyileşme çabası benim için. Çok kötü halde değilim canım ama her yeni darbe eskisinden daha beter hale getiriyor beni.

Kendimden çok fazla veriyorum ve günün sonunda bir bakıyorum ki karşımdaki kişi bana bir adım bile gelmemiş. Bu yaralıyor en çok.

Bir de güven problemi var tabi asıl altta yatan sorun.

Güvenemiyorum.

Güvenmeyi, gözü kapalı güvenebilmeyi o kadar çok özledim ki bir insana, koşulsuz güvenebilmeyi o kadar çok istiyorum ki... O günleri çok özlüyorum be çok. Keşke zihnimdeki geçmiş kötü tecrübeleri silebilsem. Her koşulsuz güvenin ihanetle sonuçlanmayacağını kendime anlatabilsem.

Bir yerlerde yanlış yapıyorum ama nerede acaba?

Geçmişi unutabilsem, şimdiyi ve geleceği geçmişle yargılamasam keşke.

Kendimi düzeltmem mümkün olamayacak gibi. Düğümsel bir aşka attım yine kalbimi.

Ne bu düğüm çözülür ne de bu kalp eskisi gibi...

Galiba kendinizden verdikçe eksiliyorsunuz.

Eksiliyorum galiba.

Yorumlar

En Sevilen Karalamalar